Zihnimiz Neden Bir Türlü Susmuyor?
Hayat bazen bize istemediğimiz değişimleri kabul etmek zorunda bırakır. Sevdiğimiz birini kaybederiz, uzun süredir içinde olduğumuz bir ilişki sona erer ya da geleceğe dair kurduğumuz hayaller beklediğimiz gibi gerçekleşmez. Bir şeyler değişir ve bizden, bir şekilde bu yeni duruma alışmamız beklenir. Peki, hayat devam ederken içimizde bir şeylerin hala aynı yerde kaldığını hissediyorsak ne yapmalıyız? Kayıp, yalnızca birinin artık hayatımızda olmaması anlamına gelmez. Bazen o kişiyle kurduğumuz bağı, birlikte yaşadığımız anıları, onun yanındayken hissettiğimiz güveni ya da geleceğe dair beklentilerimizi de kaybederiz. Bu nedenle kayıpların ardından hissettiğimiz şey yalnızca üzüntü değildir. Özlem, öfke, suçluluk, boşluk hissi ve zaman zaman hiçbir şey hissedememe hali de yas sürecinin bir parçası olabilir. Her insanın deneyimi farklıdır, aynı kaybı yaşayan iki kişi bile birbirinden oldukça farklı tepkiler verebilir.
Yas, bir kaybın ardından ortaya çıkan doğal duygusal tepkilerin yanı sıra kişinin değişen yaşamına uyum sağlama sürecini de kapsar. Alışkanlıklarımız, ilişkilerimiz ve geleceğe dair düşüncelerimiz belirli bağlar üzerine kurulur. Bu bağlardan biri değiştiğinde yalnızca bir kişinin yokluğuna değil, onunla birlikte şekillenen yaşamımıza da yeniden uyum sağlamamız gerekir. Bu yüzden bazen kaybın kendisinden çok, kayıptan sonra hayatımızın nasıl değiştiğiyle baş etmekte zorlanabiliriz.
Yasın zor taraflarından biri de hayatın devam etmesi gerektiğini bilmek, ancak buna duygusal olarak henüz hazır hissetmemektir. Çevremizdeki insanlar günlük yaşamlarına devam ederken biz aynı yerde kalmış gibi hissedebiliriz. İşimize gider, sorumluluklarımızı yerine getirir, insanlarla konuşuruz fakat içimizde taşıdığımız eksiklik hissi varlığını sürdürebilir. Dışarıdan her şey yolunda görünürken kişinin kendi içinde zorlanması oldukça mümkündür. Üstelik yas her zaman aynı yoğunlukta yaşanmaz. Bir gün kendimizi daha iyi hissederken başka bir gün küçük bir ayrıntı, bir şarkı ya da sıradan bir anı kaybı yeniden hatırlatabilir. Bu durum, iyileşemediğimiz ya da başa dönmüş olduğumuz anlamına gelmez. Yas doğrusal ilerleyen bir süreç değildir. Duygular zaman içinde değişebilir, hafifleyebilir ve belirli anlarda yeniden yoğunlaşabilir.
Peki, zaman gerçekten her şeyin ilacı mıdır? Zamanın geçmesi, kayıpla kurduğumuz ilişkiyi değiştirebilir ancak iyileşme yalnızca günlerin geçmesiyle açıklanamaz. Kişinin duygularına alan açabilmesi, yaşadıklarını anlamlandırabilmesi ve yeni yaşam koşullarına kendi hızında uyum sağlaması da önemlidir. Bazen kendimizi iyi hissetmek için acele eder, üzülmeye devam ettiğimizde ise kendimizi sorgulamaya başlarız. Oysa bir kaybın ardından belirli bir sürede toparlanmamız gerektiğini söyleyen evrensel bir kural yoktur.
Burada önemli olan, kendimizi sürekli iyi hissetmeye zorlamak yerine ne yaşadığımızı anlamaya çalışmaktır. Üzgünsek üzgün olduğumuzu kabul etmek, özlüyorsak özlemimize yer açmak ve ihtiyaç duyduğumuzda birileriyle konuşabilmek, bu süreci daha sağlıklı bir şekilde ele almamıza yardımcı olabilir. Güçlü olmak, yaşadıklarımızdan etkilenmemek ya da acımızı kimseye göstermemek değildir. Güçlü olmak, zorlandığımızı kabul edebilmek ve desteğe ihtiyaç duyduğumuzda bunu dile getirebilmektir. İyileşmek, kaybettiğimiz kişiyi unutmak ya da geçmişi geride bırakmak zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Bazen yaşadığımız kaybı hayatımızın bir parçası olarak kabul etmeyi, anılarımızı taşırken kendimize yeni bir yaşam alanı açmayı öğreniriz. Özlem devam edebilir, ancak zamanla bu özlemle kurduğumuz ilişki değişebilir. Hayatın devam etmesi, bizim de hemen kaldığımız yerden devam etmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Her kayıp, kendi içinde farklı bir anlam taşır ve her insanın bu anlamı keşfetmek için ihtiyaç duyduğu zaman değişir.
Önemli olan yaşadıklarımızı da yanımıza alarak hayatla yeniden bağ kurabilmektir.
Kayıp sonrasında yaşadığınız duygular günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyorsa, baş etmekte zorlanıyorsanız ya da kendinizi bu süreçte yalnız hissediyorsanız psikolojik destek almak, duygularınızı anlamlandırabileceğiniz güvenli bir alan oluşturmanıza yardımcı olabilir. Bu süreci tek başınıza atlatmak zorunda değilsiniz.
Psikolojik Danışman, Aile Danışmanı
Merhaba, ben Afranur Tekin. Psikolojik danışman ve Aile Danışmanıyım. Yetişkinler, ergenler ve ailelerle çalışıyorum.Danışmanlık sürecinde kişinin yaşadığı güçlükleri yalnızca bugün ortaya çıkan soru…
Profili Görüntüle
Çerezleri kullanıyoruz. Sitemizin düzgün çalışması ve deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden yararlanıyoruz. Ayrıntılar için Gizlilik Politikası sayfamıza göz atabilirsiniz.