Öfkemizin Ardında Başka Ne Var?
Travma denildiğinde çoğunlukla büyük bir kaza, doğal afet, şiddet, kayıp ya da yaşamı tehdit eden bir olay düşünülür. Oysa travma, yalnızca yaşanan olayın kendisiyle açıklanabilecek kadar basit değildir. Aynı olay farklı kişiler üzerinde farklı psikolojik etkiler yaratabilir. Çünkü travmanın oluşumunda olayın niteliğinin yanı sıra kişinin o sırada karşı karşıya kaldığı tehdit algısı, sahip olduğu psikolojik kaynaklar, geçmiş deneyimleri ve olay sonrasında yaşantıyı nasıl anlamlandırdığı da önem taşır.
Travma nedir?
Travma, kişinin baş etme kapasitesini aşan ya da aşırı tehdit, çaresizlik ve korku duyguları yaratan yaşantıların ardından ortaya çıkabilen psikolojik bir süreçtir. Bu yaşantılar kişinin kendisine, başkasına veya dünyaya ilişkin güvenlik algısını değiştirebilir. Travmatik olay sonrasında kişi olayın sona ermiş olduğunu bilse bile, sinir sistemi yaşantıyı tamamen “geçmişte kaldı” olarak işlemlemekte zorlanabilir. Bunun sonucunda olayla ilişkili anılar, duygular, bedensel duyumlar veya düşünceler zaman zaman yeniden ortaya çıkabilir. Bu durum, kişinin yaşadığı deneyimi “abarttığı” ya da “geçmişte takılı kaldığı” anlamına gelmez. Travmatik yaşantıların işlenme biçimi, sıradan anılardan farklı olabilir.
Travma yalnızca zihinde yaşanmaz
Travmanın etkileri yalnızca düşünceler ve duygularla sınırlı değildir. Sinir sistemi de yaşanan tehdit deneyimine tepki verebilir. Bazı kişilerde sürekli tetikte olma, kolay irkilme, uyku problemleri, bedensel gerginlik veya yoğun kaygı görülebilir. Bazı kişiler ise tam tersine, yaşadıkları olayla ilgili duygularından uzaklaşma, hissizlik, kopukluk veya kaçınma yaşayabilir. Travma sonrasında görülebilecek belirtiler kişiden kişiye değişebilir. Örneğin kişi:
Bu belirtilerin ortaya çıkması tek başına travma sonrası stres bozukluğu olduğu anlamına gelmez. Tanı, belirtilerin niteliği, süresi, yoğunluğu ve kişinin günlük yaşamındaki işlevselliği değerlendirilerek bir uzman tarafından konulmalıdır.
Olay bitti, neden hala etkileniyorum?
Travma sonrasında insanların sıklıkla sorduğu sorulardan biri budur. Çünkü fiziksel olarak tehlike sona ermiş olsa bile zihnimizin yaşantıyı işlemesi zaman alabilir. Özellikle yoğun korku, çaresizlik veya tehdit içeren deneyimlerde olayla ilişkili bazı anılar ve duygular yeterince bütünleşmeden kalabilir. Bu nedenle kişi yıllar sonra bile belirli bir koku, ses, mekan, söz veya ilişki dinamiğiyle karşılaştığında geçmişte yaşadığı duyguların yeniden canlandığını hissedebilir.
Travma ile çalışmak mümkün mü?
Travmatik yaşantıların etkileri kalıcı olmak zorunda değildir. Psikoterapi, kişinin yaşadığı deneyimi anlamlandırmasına, travmayla ilişkili duygu, düşünce ve bedensel tepkilerini fark etmesine ve geçmiş yaşantıların bugünkü yaşam üzerindeki etkisini azaltmasına yardımcı olabilir. Travma ile çalışırken kullanılan yaklaşımlardan biri EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) terapisidir. EMDR, travmatik ya da kişinin yaşamında yoğun duygusal yük oluşturan deneyimlerin yeniden işlenmesine yönelik yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır. EMDR sürecinde amaç yalnızca yaşanan olayı hatırlamak veya anlatmak değildir. Terapi sürecinde kişinin travmatik yaşantıyla ilişkili olumsuz düşüncelerinin, yoğun duygularının ve bedensel tepkilerinin ele alınması ve bu deneyimin daha uyumlu bir biçimde işlenmesi hedeflenir. Böylece geçmişte yaşanan bir olayın bugün benzer durumlar karşısında yoğun kaygı, korku, suçluluk, çaresizlik ya da bedensel tepkiler oluşturmasının önüne geçilmesi amaçlanır.
İyileşmek, yaşananları unutmak değildir
Travmadan iyileşmek, geçmişte yaşananları silmek veya hiç hatırlamamak anlamına gelmez. Bazen iyileşme, kişinin yaşadığı olayı hayatının tek belirleyici noktası olmaktan çıkarabilmesiyle ilgilidir. Geçmiş değiştirilemez ancak geçmişte yaşananların bugün üzerimizdeki etkisi çalışılabilir. Kişinin kendisini güvende hissedebilmesi, yaşadığı deneyime anlam verebilmesi ve bugününü geçmişteki tehditlerin belirlediği bir yaşam olmaktan çıkarabilmesi, travma sonrası iyileşme sürecinin önemli parçalarıdır. Travma çoğu zaman yalnızca ne yaşadığımızla değil, yaşadığımız şeyin zihnimizde ve bedenimizde nasıl işlendiğiyle ilgilidir. Bu nedenle travmatik bir deneyimin ardından ortaya çıkan tepkileri anlamak, kişinin kendisini suçlamak yerine kendi psikolojik ihtiyaçlarını fark edebilmesi açısından önemli bir başlangıçtır.
Psikolojik Danışman, Aile Danışmanı
Merhaba, ben Afranur Tekin. Psikolojik danışman ve Aile Danışmanıyım. Yetişkinler, ergenler ve ailelerle çalışıyorum.Danışmanlık sürecinde kişinin yaşadığı güçlükleri yalnızca bugün ortaya çıkan soru…
Profili GörüntüleÇerezleri kullanıyoruz. Sitemizin düzgün çalışması ve deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden yararlanıyoruz. Ayrıntılar için Gizlilik Politikası sayfamıza göz atabilirsiniz.