Öfkemizin Ardında Başka Ne Var?
Öfke, günlük yaşamda sıklıkla deneyimlediğimiz duygulardan biri. Bazen beklemediğimiz bir söz karşısında, bazen anlaşılmadığımızı hissettiğimizde, bazen de uzun süredir içimizde biriktirdiğimiz duyguların ardından ortaya çıkabilir. Çoğu zaman öfkelendiğimizde dikkatimizi bizi kızdıran olaya ya da karşımızdaki kişinin davranışına yöneltiriz. Peki biz sadece öfkemizin görünen yüzüne odaklanıyorsak? Bizi öfkelendiren şeyin altında, henüz fark edemediğimiz başka duygular olabilir mi?
Psikolojik açıdan öfke, yalnızca olumsuz bir duygu ya da kontrol edilmesi gereken bir tepki değildir. Aynı zamanda kişinin sınırlarının ihlal edildiğini, haksızlığa uğradığını, anlaşılmadığını veya önemli bir ihtiyacının karşılanmadığını hissettiğinde ortaya çıkabilen doğal bir duygusal tepkidir. Ancak öfkenin ortaya çıkış nedeni her zaman ilk bakışta fark ettiğimiz durum olmayabilir. Bazen öfke, ifade edilmesi daha zor olan başka duyguların önüne geçebilir. Örneğin, incindiğimizde bunu dile getirmek yerine öfkelenebilir, hayal kırıklığı yaşadığımızda üzüntümüzü göstermek yerine sert tepkiler verebiliriz. Çünkü bazı insanlar için kırgınlığını ifade etmek, kendini savunmasız hissetmekle aynı olabilir. Bu durumda öfke, kişinin daha hassas duygularıyla arasına mesafe koymasına yardımcı olan bir tepkiye dönüşebilir.
Özellikle yakın ilişkilerde yaşanan öfkenin altında anlaşılma, değer görme, önemsenme veya karşılık bulma ihtiyacı bulunabilir. Bir kişinin sürekli aynı davranışa öfkelenmesi, bazen yalnızca o davranışla değil, davranışın kendisinde uyandırdığı anlamla da ilişkili olabilir. Örneğin, partnerinin kendisini dinlemediğini düşünen biri yalnızca o anki konuşmaya değil, aynı zamanda önemsenmediği ya da görülmediği duygusuna da tepki veriyor olabilir. Benzer şekilde, bir arkadaşının verdiği sözü tutmamasına yoğun biçimde öfkelenen kişi, yaşadığı hayal kırıklığının yanı sıra ilişkideki güven duygusunun zedelendiğini de hissedebilir. Bu nedenle öfkeyi anlamak, yalnızca ne yaşandığına değil yaşanan durumun kişi için ne ifade ettiğini de anlamayı gerektirir. Bununla birlikte her öfkenin altında mutlaka üzüntü, kırgınlık veya başka bir duygu bulunduğunu düşünmek doğru değildir. Öfke, doğrudan bir haksızlığa, engellenmeye, sınır ihlaline ya da tehdit algısına verilen bir tepki olarak da ortaya çıkabilir. Önemli olan, öfkenin nedenini tek bir açıklamaya indirgemek yerine kişinin yaşadığı durumu, düşüncelerini, duygusal ihtiyaçlarını ve verdiği tepkileri birlikte değerlendirebilmektir. Bazen öfkemizin yoğunluğu, yaşadığımız olayın kendisinden çok, o olayın geçmiş deneyimlerimizle kurduğu bağlantıyla ilişkili olabilir. Daha önce anlaşılmadığını, değersiz görüldüğünü veya sınırlarının ihlal edildiğini deneyimleyen bir kişi, benzer bir durumla karşılaştığında beklediğinden daha yoğun bir tepki verebilir. Çünkü mevcut olay, yalnızca bugüne ait bir deneyim olarak kalmayıp geçmişte yaşanan duygusal deneyimleri de harekete geçirebilir. Bu noktada kişinin verdiği tepkiyi anlamlandırması, kendisini suçlamadan duygularını tanıması açısından önem taşır.Öfkeyi anlamanın ilk adımı, onu bastırmaya ya da hemen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine bize ne anlatıyor olabileceğini fark etmektir. Öfkelendiğimiz bir anda kendimize birkaç soru sormak bu konuda yardımcı olabilir:
- Beni tam olarak ne öfkelendirdi?
- Bu olay karşısında kendimi değersiz, anlaşılmamış veya çaresiz mi hissettim?
- Aslında neye ihtiyaç duyuyordum ve bunu ifade edebildim mi?
Bu sorular, otomatik tepkilerimizle aramıza bir mesafe koymamızı ve duygularımızı daha sağlıklı biçimde ifade etmemizi kolaylaştırabilir. Öfkeyi anlamak, her davranışı kabul etmek ya da öfkenin yol açtığı incitici davranışları haklı görmek anlamına gelmez. Bir duygunun varlığı doğaldır ancak bu duyguyla nasıl davranacağımız konusunda sorumluluğumuz vardır. Öfkemizi karşı tarafı incitmeden ifade edebilmek, sınırlarımızı açıkça ortaya koyabilmek ve ihtiyaçlarımızı uygun bir dille anlatabilmek, duygusal farkındalığın önemli parçalarıdır.
Belki de öfkemizle kurduğumuz ilişkiyi değiştirmek, ona yalnızca kontrol edilmesi gereken bir duygu olarak bakmayı bırakıp anlamaya çalışmakla mümkündür. Öfkemizin ardında dile getiremediğimiz bir kırgınlık, karşılanmamış bir ihtiyaç ya da duyulmayı bekleyen bir duygu olabilir.
Öfkeniz sık sık yoğunlaşıyor, ilişkilerinizi olumsuz etkiliyor veya tepkilerinizi yönetmekte zorlanmanıza neden oluyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almak, bu duygunun altında yatan etkenleri keşfetmenize ve daha sağlıklı baş etme yolları geliştirmenize yardımcı olabilir.
Psikolojik Danışman, Aile Danışmanı
Merhaba, ben Afranur Tekin. Psikolojik danışman ve Aile Danışmanıyım. Yetişkinler, ergenler ve ailelerle çalışıyorum.Danışmanlık sürecinde kişinin yaşadığı güçlükleri yalnızca bugün ortaya çıkan soru…
Profili Görüntüle