Öfkemizin Ardında Başka Ne Var?
Korku, hayatımızın doğal bir parçasıdır. Tehlike karşısında bizi koruyan, dikkatli olmamızı ve gerektiğinde kendimizi bulunduğumuz ortamdan uzaklaştırmamızı sağlayan temel bir duygudur. Ancak bazı durumlarda korku, gerçek bir tehlikenin ötesine geçerek kişinin günlük yaşamını etkileyen yoğun ve sürekli bir hale gelebilir. İşte bu noktada korku ile fobi arasındaki fark önem kazanmaya başlar.
Bir şeyden korkmak tek başına fobi sahibi olduğumuz anlamına gelmez. Fobilerde korku, kişinin karşılaştığı durum ya da nesnenin oluşturduğu gerçek riskle orantısız olabilir. Kişi, korktuğu nesne veya durumla karşılaşma ihtimali ortaya çıktığında bile yoğun kaygı yaşayabilir. Örneğin uçak yolculuğundan korkan bir kişi, yalnızca uçaktayken değil, seyahat planı yaparken veya havaalanını düşünürken bile yoğun bir endişe yaşayabilir. Bu korku zamanla kişinin davranışlarını ve aldığı kararları belirlemeye başladığında, yaşam alanı da giderek daralabilir.
Fobilerin ortaya çıkmasında tek bir nedenden söz etmek mümkün değildir. Bazı fobiler doğrudan yaşanan travmatik veya yoğun bir deneyim sonrasında gelişebilir. Örneğin çocukluk döneminde yaşanan korkutucu bir olay, ilerleyen yıllarda belirli bir nesneye veya duruma karşı yoğun bir korkunun oluşmasına zemin hazırlayabilir. Bazı durumlarda ise kişi, çevresindeki birinin korku tepkisini gözlemleyerek belirli bir nesne veya durumu tehdit olarak öğrenebilir. Bunun yanında biyolojik yatkınlıklar, geçmiş deneyimler ve kişinin kaygıyla baş etme biçimi de rol oynayabilir. Dolayısıyla fobileri yalnızca mantıksız bir korku olarak değerlendirmek, altında yatan psikolojik süreci anlamayı zorlaştırır.
Fobiler söz konusu olduğunda dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan biri de kaçınma davranışıdır. Kişi korktuğu şeyle karşılaşmamak için ondan uzak durduğunda, o an için bir rahatlama hisseder. Ancak bu rahatlama kısa vadeli olsa da uzun vadede korkunun devam etmesine katkıda bulunabilir. Çünkü kişi korktuğu durumla karşılaştığında aslında düşündüğü kadar tehlikeli olmadığını deneyimleme fırsatı bulamaz. Böylece zihindeki “Bundan uzak durmalıyım, çünkü baş edemem” düşüncesi güçlenebilir.
Bu nedenle fobiler yalnızca kişinin korktuğu nesne veya durumla karşılaştığı anlarda ortaya çıkan bir sorun değildir. Kişi korkusundan kaçınmak için bazı planlarını değiştirebilir, belirli ortamlara girmekten vazgeçebilir veya sürekli olarak kendisini güvende hissettirecek koşullar oluşturmaya çalışabilir. Zamanla bu durum sosyal yaşamı, iş hayatını, seyahatleri veya kişinin günlük rutinlerini etkileyebilir. Asıl problem bazen korkunun kendisinden çok, kişinin hayatını bu korkuya göre şekillendirmeye başlamasıdır.
Fobiler tedavi edilebilen psikolojik sorunlardır. Özellikle BDT (Bilişsel Davranışçı Terapi) kapsamında kişinin korkuya ilişkin düşünceleri ele alınabilir ve kaçınma davranışlarının nasıl sürdürüldüğü üzerinde çalışılabilir. Terapide kullanılan maruz bırakma temelli yaklaşımlar, kişinin korktuğu durumla güvenli ve kontrollü bir şekilde karşılaşmasına yardımcı olabilir. Buradaki amaç kişiyi korkusuyla bir anda yüzleştirmek değil, korkuyla baş edebileceğini deneyimleyebileceği bir süreç oluşturmaktır.
Bunun yanında, bazı fobilerin ortaya çıkışında geçmişte yaşanan travmatik veya yoğun duygusal deneyimler rol oynayabilir. Böyle durumlarda EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) gibi travma odaklı terapi yaklaşımları değerlendirilebilir. EMDR ile kişinin geçmişte yaşadığı ve bugün ortaya çıkan korku tepkileriyle bağlantılı olabilecek anıların işlenmesi hedeflenir. Ancak her fobinin altında travmatik bir yaşantı bulunmadığı gibi, her kişi için aynı terapi yöntemi de uygun olmayabilir. Hangi yaklaşımın kullanılacağı, kişinin yaşadığı korkunun özellikleri, geçmiş deneyimleri ve terapi ihtiyaçları değerlendirilerek belirlenir.
Korkularımızın olması insan olmanın doğal bir parçasıdır. Ancak bir korku yaşamımızı yönlendirmeye, seçimlerimizi sınırlandırmaya ve yapmak istediklerimizden uzaklaştırmaya başladığında onu yalnızca korkuyorum diyerek geçiştirmemek önemlidir. Çünkü bazen korkudan kaçmak bizi kısa süreliğine rahatlatırken, uzun vadede korkunun hayatımızdaki yerini daha da büyütebilir. Eğer korkularınız günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyor, sürekli kaçınmanıza neden oluyor veya hayatınızı kısıtlamaya başlıyorsa, bir uzmandan psikolojik destek almaktan çekinmeyin.
Psikolojik Danışman, Aile Danışmanı
Merhaba, ben Afranur Tekin. Psikolojik danışman ve Aile Danışmanıyım. Yetişkinler, ergenler ve ailelerle çalışıyorum.Danışmanlık sürecinde kişinin yaşadığı güçlükleri yalnızca bugün ortaya çıkan soru…
Profili Görüntüle
Çerezleri kullanıyoruz. Sitemizin düzgün çalışması ve deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden yararlanıyoruz. Ayrıntılar için Gizlilik Politikası sayfamıza göz atabilirsiniz.