Öfkemizin Ardında Başka Ne Var?
Bazen üzülmememiz gerektiğini düşünürüz. Kırıldığımız halde “önemli değil” deriz, öfkelendiğimizde belli etmemeye çalışırız ya da canımız yandığında hiçbir şey olmamış gibi devam ederiz. Çünkü çoğu zaman güçlü olmakla duygularımızı göstermemeyi birbirine karıştırırız. Peki hissettiğimiz bir duyguyu bastırdığımızda gerçekten ortadan kaldırmış olur muyuz? Aslında duygular, yalnızca yaşadığımız olaylara verdiğimiz anlık tepkiler değildir. Duygular yaşadığımız deneyimleri anlamlandırmamıza, ihtiyaçlarımızı fark etmemize ve çevremizde olup bitenlere uyum sağlamamıza yardımcı olan psikolojik süreçlerin bir parçasıdır. Bu nedenle ortaya çıkan bir duyguyu yalnızca istemediğimiz için yok saymak, onun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Duygusal bastırma, kişinin yaşadığı bir duyguyu fark etmesine rağmen onu ifade etmemeye, düşünmemeye veya kendisinden uzaklaştırmaya çalışması olarak düşünülebilir. Örneğin kırıldığımız bir ilişkide “Buna üzülmeye değmez” diyerek duygumuzu sürekli geri plana atabiliriz. Ya da öfkelendiğimiz halde bunu ifade etmek yerine hiçbir şey olmamış gibi davranabiliriz. O anda daha kolay hissettirebilir. Ancak bastırılan duygu çoğu zaman zihinsel ve bedensel süreçler üzerinden kendini farklı şekillerde göstermeye devam edebilir. Bazen kişi neden gergin olduğunu anlayamadan sürekli huzursuz hissedebilir. Bazen küçük bir olay beklenmedik ölçüde yoğun bir tepkiye neden olabilir. Bazen de uzun süre görmezden gelinen kırgınlık, başka bir ilişkide yaşanan küçük bir olayla yeniden ortaya çıkabilir. Çünkü duygu ortadan kaybolmaktan çok, işlenmeden kalmış olabilir.
Duyguyu bastırmak ile duyguyu düzenlemek aynı şey değildir. Duyguyu düzenlemek, hissettiğimiz şeyi kontrol etmeye çalışmak değildir, önce onu fark etmek, anlamlandırmak ve nasıl davranacağımıza bilinçli şekilde karar verebilmektir. Örneğin öfkelenmek normal bir duygudur. Öfkeyi hissetmek, karşımızdaki kişiye zarar vermek zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Aynı şekilde üzülmek de hayatımızı tamamen bırakmamız gerektiği anlamına gelmez. Duyguyu kabul etmek ile duygunun davranışlarımızı yönetmesine izin vermek arasında önemli bir fark vardır. Bazen de duygularımızı bastırmayı güçlü olmak zannederiz. “Ben hiçbir şeyi kafama takmam.”, “Beni hiçbir şey üzmez.” ya da “Ben alıştım artık.” gibi cümleler dışarıdan güçlü görünse de kişinin kendi duygusal deneyiminden uzaklaşmasına neden olabilir. Oysa güç, hiçbir şey hissetmemek değil, hissettiğimiz şeyle baş edebilecek sağlamlığı kendimizde oluşturabilmektir.
Duyguların her zaman hemen çözülmesi de gerekmez. Bazen sadece “Şu anda kırıldım.”, “Buna çok öfkeliyim.” veya “Bu durum beni düşündüğümden daha fazla etkiledi.” diyebilmek bile önemli bir başlangıçtır. Bir duyguyu fark etmek, onunla sağlıklı bir şekilde çalışabilmenin ilk adımlarından biridir. Kendimize sürekli “Bunu hissetmemeliyim.” dediğimizde, yalnızca yaşadığımız olayı değil, kendi duygumuzu da reddetmeye başlayabiliriz. Oysa her duygunun ortaya çıkması için bir sebep vardır. Önemli olan o duygunun bizi yönetmesine izin vermeden, bize ne anlatmaya çalıştığını anlayabilmektir.
“Bu duygu bana ne anlatmaya çalışıyor?” sorusunu sormak duygularımızı fark edebilmemiz açısından daha anlamlıdır. Genelde fark etmek ve iyileşmek, hissettiğimiz şeyi susturmakla değil de onu duyabilmekle başlar.
Eğer yoğun duygular uzun süre devam ediyor, günlük yaşamınızı veya ilişkilerinizi belirgin şekilde etkiliyorsa, bu duygularla tek başınıza baş etmek zorunda değilsiniz. Bir uzmandan psikolojik destek almak, yaşadığınız duyguları anlamlandırmanız ve daha sağlıklı baş etme yolları geliştirmeniz için önemli bir alan sağlayabilir.
Psikolojik Danışman, Aile Danışmanı
Merhaba, ben Afranur Tekin. Psikolojik danışman ve Aile Danışmanıyım. Yetişkinler, ergenler ve ailelerle çalışıyorum.Danışmanlık sürecinde kişinin yaşadığı güçlükleri yalnızca bugün ortaya çıkan soru…
Profili GörüntüleÇerezleri kullanıyoruz. Sitemizin düzgün çalışması ve deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden yararlanıyoruz. Ayrıntılar için Gizlilik Politikası sayfamıza göz atabilirsiniz.