Tüm Yazılar

Çocuğum Kreşe ve Okula Gitmek İstemiyor! — Arkasındaki Gelişimsel İhtiyacı Anlamak

Meltem Delice
Meltem Delice
Uzman Psikolojik Danışman & Oyun Terapisti & Aile ve Çift Danışmanı · 22 Eylül 2026
3 dk okuma
Çocuğum Kreşe ve Okula  Gitmek İstemiyor! — Arkasındaki Gelişimsel İhtiyacı Anlamak

Geçtiğimiz günlerde düzenlediğim Veli Atölyesi’nde ebeveynlere bir soru sordum:

“Sabah kreş kapısında çocuğunuz size sımsıkı sarılıp ağladığında, ‘Gitmek istemiyorum!’ diye direndiğinde zihninizden ilk ne geçiyor?”

Gelen yanıtlar hepimizin çok tanıdığı, içimizi sızlatan türdendi:

  • “Galiba kreşi sevemedi.”

  • “Öğretmenine alışamadı mı acaba?”

  • “Galiba burada mutsuz oluyor, zorlamasam mı?”

  • “Evde çok mu üstüne düştük, alışamadı bir türlü...”

Ebeveyn olarak bu düşüncelere kapılmamız son derece insani. Çünkü bir çocuğun gözünden süzülen yaşları görmek, "Beni bırakma" diyen ellerini hissetmek zihnimizi hemen tehlike sinyalleriyle doldurur. Ancak bir Oyun Terapisti olarak tam da bu noktada durup kendimize bambaşka bir soru sormamızı öneriyorum:

Çocuğunuz gerçekten kreşi mi istemiyor, yoksa sadece o saniyede sizden ayrılmanın yükünü taşımakta mı zorlanıyor?

Bilişsel Olarak Biliyor, Ama Duygusal Olarak Hissedemiyor

3–4 yaş dönemi, çocuğun zihinsel kapasitesinin hızla sıçrama yaptığı bir evredir. Çocuk artık "Annem/babam beni kapıdan bırakacak ama akşam gelip alacak" bilgisini zihnen işleyebilir.

Ancak bir şeyi bilmek ile o şeyin yarattığı duygusal yükü tolere edebilmek aynı şey değildir.

Çocuğun mantığı "Annem gelecek" derken, kalbi ve bedeninde bütünüyle şu duygu hakimdir: "Şu an annem yanımda değil ve ben onu çok özlüyorum!"

Kreş kapısı; evdeki güvenli alandan çıkış, anne/baba figüründen ayrılış, yeni bir düzene geçiş ve kontrolü kaybetme hissinin aynı anda yaşandığı devasa bir eşiktir. Duygu düzenleme (öz-düzenleme) becerileri henüz filizlenme aşamasında olan 3 yaşındaki bir çocuk için bu eşik, adeta bir duygu fırtınasına dönüşür.

Nitekim birçoğumuzun gözlemlediği o meşhur sahne yaşanır: Siz kapıdan çıkana kadar kıyameti koparan çocuk, siz gittikten 3 dakika sonra gözyaşını silip neşeyle hamur oynamaya başlar.

Çünkü sorun kreşin kendisi, öğretmen ya da arkadaşlar değildir; sorun, ayrılığın kendisidir.

Vedaları Uzatmak Neden İşe Yaramaz?

Çocuğumuz ağladığında içimizdeki suçluluk duygusu tetiklenir. Onu rahatlatmak için eğiliriz, bir kez daha sarılırız, bir kez daha anlatırız, "Tamam 5 dakika daha kalayım" deriz...

Niyetimiz son derece şefkatli olsa da, uzayan ve belirsizleşen vedalar çocuğun zihnindeki kaygıyı yatıştırmaz; aksine derinleştirir. Çocuk şöyle düşünmeye başlar: "Annem de tereddüt ediyor, demek ki burası gerçekten tekinsiz bir yer ve ağlarsam bu ayrılığı durdurabilirim."

Amacımız çocuğun kapıda hiç ağlamamasını sağlamak olamaz. Amacımız; ağlasa dahi güvende olduğunu ve bu ayrılığın üstesinden gelebilecek güce sahip olduğunu ona hissettirmektir.

Ezber Cümleleri Bir Kenara Bırakalım

Genellikle bu anlarda kendimizi tutamayarak şu cümleleri kurarken buluruz:

  • "Sen böyle ağlarsan ben çok üzülürüm ama..." (Çocuğa kendi duygusunun sorumluluğunu yükler.)

  • "Bak kocaman adam oldun, ağlanacak ne var bunda?" (Duygusunu küçümser ve utandırır.)

  • "Tamam tamam ağlama, bugün gitmeyelim o zaman." (Sınırı ortadan kaldırır, kaygıyı pekiştirir.)

Bunların yerine, hem onun duygusunu kapsayan hem de sınırı ve güveni net bir şekilde koyan bir dil inşa etmeliyiz.

Ne Söyleyebiliriz?

Kapıda göz teması kurarak, sakin ve net bir ses tonuyla:

"Benden ayrılmanın senin için şu an ne kadar zor olduğunu görüyorum. Şimdi seni öğretmenine teslim ediyorum. Sen arkadaşlarınla olacaksın, ben de işlerimi halledeceğim. Ve akşam tam söylediğim saatte seni almaya geleceğim."

Sarılıp ayrılırken:

"Seni çok seviyorum. Şimdi vedalaşma zamanı. Görüşmek üzere."

Ağlamaya devam ediyorsa:

"Gitmemi istemiyorsun, biliyorum. Ayrılmak zor geliyor. Öğretmenin burada, seninle ilgilenecek. Ben akşam buradayım."

Cebimizde Kalması Gereken Anahtar Fikir

Bir çocuğun duygusunu kabul etmek, onun her istediğini yapmak ya da kuralları esnetmek demek değildir.

Onun zorlandığını görmek, ağlamasına izin vermek ama aynı zamanda o adımı atabileceğine inanmak ebeveynliğin en güçlü desteğidir.

Unutmayın:

"Senin için zor olduğunu görüyorum" (Şefkat ve Duygu Kabulü)

ve

"Yine de bunu yapabileceğine inanıyorum." (Güven ve Sınır)

Kısa, sakin, kararlı ve tutarlı bir veda; çocuğunuzun size ve dünyaya duyduğu güvenin en sağlam temel taşıdır.

Sevgiyle,

Meltem DELİCE

Uzman Psikolojik Danışman & Oyun Terapisti

Meltem Delice
Yazar
Meltem Delice

Uzman Psikolojik Danışman & Oyun Terapisti & Aile ve Çift Danışmanı

Uzman Psikolojik Danışman, Oyun Terapisti, Aile ve Çift Danışmanı Meltem DelicePsikolojik Danışmanlık ve Rehberlik lisans ve yüksek lisans eğitimlerimi tamamladım. Mesleki çalışmalarımı çocuk, ergen …

Profili Görüntüle

Diğer Yazılar

Hangi uzman sana uygun? 👋 Yapay zekâ asistanına sor, 2 dakikada öneri al.